Selahaddin Eyyubi Kalesi: Kahire'nin Tarihine Açılan Kapı

Selahaddin Eyyubi Kalesi: Kahire'nin Tarihine Açılan Kapı
Selahaddin Kalesi'nin Tarihî
Selahaddin Kalesi, İslami Kahire'nin en önemli simge yapılarından biri ve Orta Çağ'da inşa edilen en köklü askeri kalelerden biridir. Mukattam Dağı'nın zirvesindeki stratejik konumu sayesinde kahire'nin tarihi yapılarının tamamına hakim etkileyici bir manzara sunan kale, çevresindeki güçlü surlarla birlikte Mısır'ın İslami başkentlerini olası saldırılara karşı koruyan önemli bir savunma merkezi olmuştur.
Selahaddin Eyyubi, kalenin inşasına Hicri 572 / 1176 yılında, o dönemde Kubbetü’l-Heva (Qubbat al-Hawa) olarak bilinen Mukattam Dağı üzerindeki bölgede başlamıştır. Ancak kale onun yaşamı boyunca tamamlanamamış, inşası el-Melikü’l-Kâmil bin Âdil tarafından Hicri 604 / 1207 yılında tamamlanmıştır. Kalede ikamet eden ve burayı hükümdarlık merkezi olarak kullanan ilk hükümdar da el-Kâmil olmuştur. Kale, Hıdiv İsmail dönemine kadar Mısır’ın yönetim merkezi olarak önemini korumuş; İsmail’in yönetim merkezini Kahire’nin Hıdiviyye bölgesindeki Abidin Sarayı’na taşımasıyla bu işlevini kaybetmiştir.
Selahaddin Kalesi, Eyyubiler döneminden 19. Yüzyılda Mısır'ı yöneten Mehmed Ali Hanedanı'nın sonuna ve 1952 Temmuz Devrim'ine kadar uzanan süreçte çok sayıda önemli tarihi olaya tanıklık etmiştir. Farklı dönemlerde kalenin içerisine birçok önemli yapı eklenmiştir. Bunların başlıcaları arasında Mehmed Ali Paşa Camii, Sultan en- Nasır Mohammed bin Kalavun Camii ve Süleyman Paşa el-Hadim Camii yer almaktadır. Ayrıca, kale içerisinde Cevhera Sarayı Müzesi, Polis Müzesi ve Askeri Müze gibi çeşitli müzeler de bulunmaktadır.
Selahaddin Kalesi'nin Kuleleri
Selahaddin Kalesi, Mukattam Dağı'nın yüksek bir noktasında, Kahire'yi düşman saldırına karşı korumak amacıyla inşa edilmiştir. Kaleyi çevreleyen güçlü surlar ve savunma kuleleri, yapının Orta Çağ'daki askeri önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Kale, Kuzey ve Güney olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. Askeri amaçlarla kullanılan Kuzey bölümün inşasına Sultan Selahaddin Yusuf bin Eyyub tarafından Hicri 572 / 1176 yılında başlanmış ve çalışmalar kardeşi el-Melikü’l-Âdil döneminde devam etmiştir. Yerleşim ve yönetim amacı taşıyan Güney bölüm ise Selahaddin Eyyubi'nin yeğeni el-Melikü’l-Kâmil tarafından tamamlanmıştır.
Kaleyi çevreleyen surlar, bölgenin doğal ve düzensiz arazı yapısına uyum sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Sular boyunca yükselen taş kuleler ve kapılar, kalenin savunma sisteminin en dikkat çekici unsurları arasında yer alır. Özellikle, Kuzey bölümde bulunan 18 kule, kalenin askeri mimarisini yakından görmek isteyen ziyaretçiler için önemli bir tarihi miras niteliğindedir.
Sultan Selahaddin döneminde inşa edilen kuleler genellikle yarım daire planlı olarak tasarlanmış, daha sonraki dönemde el-Melikü’l-Âdil tarafından genişletilmiştir. El-Melikü’l-Âdil döneminde inşa edilen kuleler ise kare tabanlı ve daha düz hatlı bir mimariye sahiptir. Birden fazla kattan oluşan bu kulelerde askerlerin savunma amacıyla kullandığı odalar ve mazgal açıklıkları bulunur.
Kuzey bölümde ziyaret edebilecek önemli kuleler arasında Mukattam Kulesi, Safa Kulesi, Karkilyan Kulesi, Tarfa Kulesi, Mablât Kulesi, Mukavsar Kulesi, Ramla Kulesi, Hadded Kulesi, Sahra Kulesi ve İmam Kuleleri yer almaktadır.
Kalenin Kuzey bölümü ve savunma kuleleri, Memlûk döneminden Mehmed Ali Paşa ve hanedanı dönemine kadar farklı dönemlerde restore edilmiş ve yeni yapılarla genişletilmiştir. Bölge, İngiliz işgali sırasında da askeri amaçlarla kullanılmaya devam etmiştir. Daha sonra, kapsamlı bir restorasyon ve düzenleme çalışmasından geçirilen Kuzey bölüm, 1980'li yıllarda ziyarete açılmıştır. Günümüzde bu alan, tarihi atmosferi ve savunma mimarisiyle Kahire'de gezilecek önemli yerler arasında bulunmaktadır.
Hadded Kulesi
Hadded Kulesi, Selahaddin Kalesi’nin en dikkat çekici savunma kulelerinden biridir. Ramla Kulesi’nin yakınında bulunan kule, Sultan Selahaddin Eyyubi dönemine (Hicri 567–589 / 1171–1193) tarihlenmektedir.
Taştan inşa edilen kulenin çapı yaklaşık 22 metre, yüksekliği ise 21,70 metredir. İlk yapıldığında neredeyse yarım daire şeklinde olan kule, el-Melikü’l-Âdil döneminde gerçekleştirilen ekleme ve değişikliklerle daha yuvarlak bir görünüme kavuşmuştur.
İki kattan oluşan Hadded Kulesi’nin iç mekânı da savunma ihtiyaçlarına göre tasarlanmıştır. Yapının merkezinde tonozla örtülü bir alan bulunurken, başlangıçta bu bölüm üç mazgal açıklığıyla sonlanıyordu. Daha sonraki düzenlemeler sırasında bu açıklıklar girişlere dönüştürülmüş ve yarım daire şeklindeki bir geçitle birbirine bağlanmıştır.
Bu geçit, her iki katta da tonozlarla örtülü beş dikdörtgen odaya açılmaktadır. Odaların dış duvarlarında bulunan açıklıklar, askerlerin kaleyi savunmasına yardımcı oluyordu. Kulede ayrıca dış duvarlardan çıkıntı yapan sakkātalar bulunur. Bu savunma unsurları, kaleye saldıran düşmanların üzerine yukarıdan sıvı veya çeşitli maddeler dökmek amacıyla kullanılmıştır.
Ramla Kulesi
Ramla Kulesi, Selahaddin Kalesi’nin kuzey ve doğu surlarının birleştiği noktada yer alır. Bu stratejik konumu nedeniyle köşe kulesi olarak da bilinir. Kule, Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde inşa edilmiş ve yapım çalışmaları ünlü komutan Bahaeddin Karakuş tarafından denetlenmiştir.
Yaklaşık 20,80 metre yüksekliğindeki Ramla Kulesi, taştan yapılmış ve yaklaşık 18 metre çapında yarım daireye yakın bir plana sahiptir. İki katlı kulenin her katında merkezi bir salon ve bu salona açılan üç oda bulunmaktadır. Odaların sonunda yer alan mazgallar, dışarıdan dar, içeriden ise daha geniş olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu açıklıklar, askerlerin ok ve mızrak kullanarak kaleyi savunmasına olanak sağlıyordu.
Kule, el-Melikü’l-Âdil döneminde genişletilmiş ve savunma kapasitesi artırılmıştır. Bu dönemde yapılan değişikliklerle salonların bölümleri, tonozlarla örtülü dikdörtgen odalara açılan geçişlere dönüştürülmüştür.
Ramla ve Hadded kuleleri arasında ise askerlerin nöbet tutması için kullanılan bir savunma geçidi bulunmaktadır. Geçit boyunca yer alan nöbet nişlerinin her birinde, kaleyi savunmaya yardımcı olan bir mazgal açıklığı yer almaktadır.
Selahaddin Kalesi’nin bu görkemli kuleleri, yalnızca kalenin askerî geçmişini yansıtan yapılar değil, aynı zamanda Orta Çağ İslamî savunma mimarisinin önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle Kahire’yi ziyaret eden tarih ve mimari meraklıları için kalenin kulelerini keşfetmek, şehrin geçmişine yakından tanıklık etmenin etkileyici yollarından biridir.
Selahaddin Kalesi'nin Mimarisi'nin Özellikleri
Selahaddin Kalesi'nin özgün Eyyubi tahkimatı, 10 metreye ulaşan surları ve yaklaşık 3 metre kalınlığındaki savunma duvarlarıyla Orta Çağ'ın güçlü askeri mimarisini gözler önüne serer. Yakın zamanda ziyarete açılan Ramla ve Haddad Kuleleri, mazgalları, savunma çıkmaları ve Kahire'yi koruyacak şekilde seçilmiş stratejik konumlarıyla kalenin savunma sistemini yakından keşfetme fırsatı sunar. Kalenin dikkat çeken savunma özellikleri arasında; Birden fazla savunma kapısı, yer altı geçitleri, yan ateş sağlayan yuvarlak kuleleri, özgün kireçtaşından inşa edilen yapılar, kırık hatlı giriş tasarımını yer almaktadır.
Selahaddin Kalesi Hapishane'nin Müzesi
Selahaddin Kalesi, tarih boyunca öncelikle askeri bir yapı olarak kullanıldığı için farklı dönemlerde çeşitli hapishanenin bulunduğundan söz edilmektedir.
Bunlardan biri, kalenin kuzey bölümünde Süleyman Paşa elHadim Camii yakınında bulunan Büyük Cüb olarak bilinen hapishaneydi. Arapçada “cüb” olarak adlandırılan bu tür hapishaneler, yer seviyesinin altında bulunan, kuyuya benzeyen derin çukurlardan oluşuyor ve içerisine merdivenlerle iniliyordu. Bu alanların girişleri ise kapılarla kapatılıyordu.
Günümüzde kalede bulunan Hapishane Müzesi, Hıdiv İsmail Paşa tarafından, 1874 yılında yönetim merkezinin Abidin Sarayı’na taşınmasının ardından kurulmuştur. Müze daha sonraki dönemde Hıdiv Tevfik Paşa tarafından genişletilmiştir. 1952 Temmuz Devrimi sonrasında hapishanenin yönetimi Askerî Polis’e (Polis el-Harbi) devredilmiştir.
Selahaddin Kalesi Hapishanesi, özellikle 20. yüzyıl boyunca çok sayıda tanınmış kamu ve siyasi figürün hapsedildiği yer olarak ün kazanmıştır. Bu tarihî geçmiş, hapishanenin daha sonraki dönemde müzeye dönüştürülerek ziyaretçilere açılmasında önemli rol oynamıştır.
Hapishane, yaklaşık 50 metre uzunluğunda bir koridordan ve bu koridorun iki yanında yer alan çok sayıda hücreden oluşmaktadır. Hücreler doğu ve batı olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Hapishanede ayrıca mahkûmları itirafa zorlamak amacıyla kullanılan çeşitli işkence odaları da bulunmaktadır. Bu odalardaki uygulamalar, günümüzde balmumu heykeller kullanılarak canlandırılmıştır.
Hapishanenin en dikkat çekici bölümlerinden biri “Halkalar Odası” olarak bilinen işkence odasıdır. Fransız Lomian tarafından Kral Fuad döneminde, 1932 yılında tasarlanan bu oda, ünlü Fransız Bastille Hapishanesi’ndeki benzer bir bölümden esinlenilerek yapılmıştır.Bugün Hapishane Müzesi, Salahaddin Kalesi’ni ziyaret edenlerin kalenin yalnızca askerî ve mimari geçmişini değil, aynı zamanda Mısır’ın modern tarihindeki önemli dönemleri de daha yakından anlamalarına imkân tanıyan dikkat çekici bölümlerden biridir.
Selahaddin Eyyubi Kalesi'nin Önemi ve Konumu
Selahaddin Kalesi, tarih boyunca kahire'nin en önemli askeri ve yönetim merkezlerinden biri olmuş ve pek çok önemli tarihi olaya tanıklık etmiştir. Kalede bazı hükümdarlar tahta çıkarken, bazıları burada hayatını kaybetmiş; kaleden hareket eden ordular Haçlılara karşı mücadele etmek, Biladüşşam’ı yeniden ele geçirmek ve Kıbrıs’ın fethi gibi askerî seferlere çıkmıştır. Kale ayrıca Memlük Devleti’nin yıkılışına, Osmanlı hâkimiyetinin Mısır’da başlamasına ve Mehmed Ali Paşa yönetiminin kuruluşuna tanıklık etmiştir.
Günümüzde Kahire’nin tarihî mirasının en önemli simgelerinden biri olan Salahaddin Kalesi, geçmişten günümüze uzanan pek çok sırrı bünyesinde barındırmaktadır. Kale içerisinde yer alan tarihî yapılar, mimari eserler ve değerli koleksiyonlar, burayı yalnızca askerî bir yapı değil, aynı zamanda eşsiz bir kültür ve tarih hazinesi hâline getirmektedir.
Kale, Mukattam Dağı’nın kayalık bir yükseltisi üzerinde stratejik bir konumda yer almaktadır. İnşası, Sultan Selahaddin Eyyubi’nin emriyle başlatılmış ve çalışmaların denetimi ünlü komutan Bahaeddin Karakuş tarafından yürütülmüştür. Kale zamanla iki ana bölüme ayrılmıştır. Kuzey bölüm, “Hisar” veya “yönetim bölümü” olarak bilinmekte ve askerî garnizon olarak kullanılmaktaydı. Kuzey ve doğu yönlerinden güçlü surlarla çevrili olan bu bölümde yuvarlak ve kare planlı kuleler bulunmaktadır. Yuvarlak kuleler Sultan Selahaddin döneminde, kare planlı kuleler ise el-Melikü’l-Âdil döneminde inşa edilmiştir.
Kalenin güneybatı bölümü ise hükümdarın yönetim merkezi olarak kullanılan saraya ve valinin ikametgâhına ayrılmıştı. Bu bölümlerin farklı işlevleri, Salahaddin Kalesi’nin yalnızca bir savunma yapısı olmadığını; aynı zamanda Mısır’ın siyasi ve askerî yönetiminde merkezi bir rol üstlendiğini göstermektedir.
Selahaddin Kalesi ve Osmanlı İmparatorluğu Arasındaki İlişki
Memlûk Devleti'nin yıkılmasının ardından Salahaddin Eyyubi Kalesi, Osmanlı döneminde Mısır'ın yönetim merkezi olarak önemini korumuştur. Salahaddin Kalesi, Osmanlı döneminde de kahire'nin askeri ve idari önemini koruyan stratejik merkezlerden biri olmuştur. Osmanlıların Mısır'ı hakimiyeti altına almasından sonra kalede gerçekleştirilen değişiklikleri ve eklenen yapılan keşfederek kalenin Eyyubi döneminden Osmanlı dönemine uzanan tarihi gelişimine yakından tanık olabilirsiniz.
Selahaddin Eyyubi Kalesi'nin En Önemli Yapıları
Salahaddin Eyyubi Kalesi, tarihi camileri, müzeleri ve görkemli yapılarıyla Kahire'nin en önemli tarihi duraklarından biridir. Kale içerisinde Mehmed Ali Paşa Camii, Sultan en-Nasır Muhammed bin Kalavun Camii, Süleyman Paşa el-Hadim Camii ve çeşitli müzeleri gibi dikkat çekici yapılar yer almaktadır. Bu eşsiz yapılan keşfederek Mısır'ın Eyyubi, Memlûk ve Osmanlı dönemlerine uzanan zengin tarihine yakından tanık olacaksınız.
Salahaddin Kalesi'nin Tarihî

Salahaddin Kalesi, İslami Kahire'nin en önemli simge yapılarından biri ve Orta Çağ'da inşa edilen en köklü askeri kalelerden biridir. Mukattam Dağı'nın zirvesindeki stratejik konumu sayesinde kahire'nin tarihi yapılarının tamamına hakim etkileyici bir manzara sunan kale, çevresindeki güçlü surlarla birlikte Mısır'ın İslami başkentlerini olası saldırılara karşı koruyan önemli bir savunma merkezi olmuştur.
Selahaddin Eyyubi, kalenin inşasına Hicri 572 / 1176 yılında, o dönemde Kubbetü’l-Heva (Qubbat al-Hawa) olarak bilinen Mukattam Dağı üzerindeki bölgede başlamıştır. Ancak kale onun yaşamı boyunca tamamlanamamış, inşası el-Melikü’l-Kâmil bin Âdil tarafından Hicri 604 / 1207 yılında tamamlanmıştır. Kalede ikamet eden ve burayı hükümdarlık merkezi olarak kullanan ilk hükümdar da el-Kâmil olmuştur. Kale, Hıdiv İsmail dönemine kadar Mısır’ın yönetim merkezi olarak önemini korumuş; İsmail’in yönetim merkezini Kahire’nin Hıdiviyye bölgesindeki Abidin Sarayı’na taşımasıyla bu işlevini kaybetmiştir.
Salahaddin Kalesi, Eyyubiler döneminden 19. Yüzyılda Mısır'ı yöneten Mehmed Ali Hanedanı'nın sonuna ve 1952 Temmuz Devrim'ine kadar uzanan süreçte çok sayıda önemli tarihi olaya tanıklık etmiştir. Farklı dönemlerde kalenin içerisine birçok önemli yapı eklenmiştir. Bunların başlıcaları arasında Mehmed Ali Paşa Camii, Sultan en- Nasır Mohammed bin Kalavun Camii ve Süleyman Paşa el-Hadim Camii yer almaktadır. Ayrıca, kale içerisinde Cevhera Sarayı Müzesi, Polis Müzesi ve Askeri Müze gibi çeşitli müzeler de bulunmaktadır.
Salahaddin Kalesi'nin Kuleleri

Salahaddin Kalesi, Mukattam Dağı'nın yüksek bir noktasında, Kahire'yi düşman saldırına karşı korumak amacıyla inşa edilmiştir. Kaleyi çevreleyen güçlü surlar ve savunma kuleleri, yapının Orta Çağ'daki askeri önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Kale, Kuzey ve Güney olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. Askeri amaçlarla kullanılan Kuzey bölümün inşasına Sultan Salahaddin Yusuf bin Eyyub tarafından Hicri 572 / 1176 yılında başlanmış ve çalışmalar kardeşi el-Melikü’l-Âdil döneminde devam etmiştir. Yerleşim ve yönetim amacı taşıyan Güney bölüm ise Salahaddin Eyyubi'nin yeğeni el-Melikü’l-Kâmil tarafından tamamlanmıştır.
Kaleyi çevreleyen surlar, bölgenin doğal ve düzensiz arazı yapısına uyum sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Sular boyunca yükselen taş kuleler ve kapılar, kalenin savunma sisteminin en dikkat çekici unsurları arasında yer alır. Özellikle, Kuzey bölümde bulunan 18 kule, kalenin askeri mimarisini yakından görmek isteyen ziyaretçiler için önemli bir tarihi miras niteliğindedir.
Sultan Selahaddin döneminde inşa edilen kuleler genellikle yarım daire planlı olarak tasarlanmış, daha sonraki dönemde el-Melikü’l-Âdil tarafından genişletilmiştir. El-Melikü’l-Âdil döneminde inşa edilen kuleler ise kare tabanlı ve daha düz hatlı bir mimariye sahiptir. Birden fazla kattan oluşan bu kulelerde askerlerin savunma amacıyla kullandığı odalar ve mazgal açıklıkları bulunur.
Kuzey bölümde ziyaret edebilecek önemli kuleler arasında Mukattam Kulesi, Safa Kulesi, Karkilyan Kulesi, Tarfa Kulesi, Mablât Kulesi, Mukavsar Kulesi, Ramla Kulesi, Hadded Kulesi, Sahra Kulesi ve İmam Kuleleri yer almaktadır.
Kalenin Kuzey bölümü ve savunma kuleleri, Memlûk döneminden Mehmed Ali Paşa ve hanedanı dönemine kadar farklı dönemlerde restore edilmiş ve yeni yapılarla genişletilmiştir. Bölge, İngiliz işgali sırasında da askeri amaçlarla kullanılmaya devam etmiştir. Daha sonra, kapsamlı bir restorasyon ve düzenleme çalışmasından geçirilen Kuzey bölüm, 1980'li yıllarda ziyarete açılmıştır. Günümüzde bu alan, tarihi atmosferi ve savunma mimarisiyle Kahire'de gezilecek önemli yerler arasında bulunmaktadır.
Hadded Kulesi
Hadded Kulesi, Salahaddin Kalesi’nin en dikkat çekici savunma kulelerinden biridir. Ramla Kulesi’nin yakınında bulunan kule, Sultan Selahaddin Eyyubi dönemine (Hicri 567–589 / 1171–1193) tarihlenmektedir.
Taştan inşa edilen kulenin çapı yaklaşık 22 metre, yüksekliği ise 21,70 metredir. İlk yapıldığında neredeyse yarım daire şeklinde olan kule, el-Melikü’l-Âdil döneminde gerçekleştirilen ekleme ve değişikliklerle daha yuvarlak bir görünüme kavuşmuştur.
İki kattan oluşan Hadded Kulesi’nin iç mekânı da savunma ihtiyaçlarına göre tasarlanmıştır. Yapının merkezinde tonozla örtülü bir alan bulunurken, başlangıçta bu bölüm üç mazgal açıklığıyla sonlanıyordu. Daha sonraki düzenlemeler sırasında bu açıklıklar girişlere dönüştürülmüş ve yarım daire şeklindeki bir geçitle birbirine bağlanmıştır.
Bu geçit, her iki katta da tonozlarla örtülü beş dikdörtgen odaya açılmaktadır. Odaların dış duvarlarında bulunan açıklıklar, askerlerin kaleyi savunmasına yardımcı oluyordu. Kulede ayrıca dış duvarlardan çıkıntı yapan sakkātalar bulunur. Bu savunma unsurları, kaleye saldıran düşmanların üzerine yukarıdan sıvı veya çeşitli maddeler dökmek amacıyla kullanılmıştır.
Ramla Kulesi
Ramla Kulesi, Salahaddin Kalesi’nin kuzey ve doğu surlarının birleştiği noktada yer alır. Bu stratejik konumu nedeniyle köşe kulesi olarak da bilinir. Kule, Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde inşa edilmiş ve yapım çalışmaları ünlü komutan Bahaeddin Karakuş tarafından denetlenmiştir.
Yaklaşık 20,80 metre yüksekliğindeki Ramla Kulesi, taştan yapılmış ve yaklaşık 18 metre çapında yarım daireye yakın bir plana sahiptir. İki katlı kulenin her katında merkezi bir salon ve bu salona açılan üç oda bulunmaktadır. Odaların sonunda yer alan mazgallar, dışarıdan dar, içeriden ise daha geniş olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu açıklıklar, askerlerin ok ve mızrak kullanarak kaleyi savunmasına olanak sağlıyordu.
Kule, el-Melikü’l-Âdil döneminde genişletilmiş ve savunma kapasitesi artırılmıştır. Bu dönemde yapılan değişikliklerle salonların bölümleri, tonozlarla örtülü dikdörtgen odalara açılan geçişlere dönüştürülmüştür.
Ramla ve Hadded kuleleri arasında ise askerlerin nöbet tutması için kullanılan bir savunma geçidi bulunmaktadır. Geçit boyunca yer alan nöbet nişlerinin her birinde, kaleyi savunmaya yardımcı olan bir mazgal açıklığı yer almaktadır.
Salahaddin Kalesi’nin bu görkemli kuleleri, yalnızca kalenin askerî geçmişini yansıtan yapılar değil, aynı zamanda Orta Çağ İslamî savunma mimarisinin önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle Kahire’yi ziyaret eden tarih ve mimari meraklıları için kalenin kulelerini keşfetmek, şehrin geçmişine yakından tanıklık etmenin etkileyici yollarından biridir.
Salahaddin Kalesi Hapishane'nin Müzesi

Salahaddin Kalesi, tarih boyunca öncelikle askeri bir yapı olarak kullanıldığı için farklı dönemlerde çeşitli hapishanenin bulunduğundan söz edilmektedir.
Bunlardan biri, kalenin kuzey bölümünde Süleyman Paşa elHadim Camii yakınında bulunan Büyük Cüb olarak bilinen hapishaneydi. Arapçada “cüb” olarak adlandırılan bu tür hapishaneler, yer seviyesinin altında bulunan, kuyuya benzeyen derin çukurlardan oluşuyor ve içerisine merdivenlerle iniliyordu. Bu alanların girişleri ise kapılarla kapatılıyordu.
Günümüzde kalede bulunan Hapishane Müzesi, Hıdiv İsmail Paşa tarafından, 1874 yılında yönetim merkezinin Abidin Sarayı’na taşınmasının ardından kurulmuştur. Müze daha sonraki dönemde Hıdiv Tevfik Paşa tarafından genişletilmiştir. 1952 Temmuz Devrimi sonrasında hapishanenin yönetimi Askerî Polis’e (Polis el-Harbi) devredilmiştir.
Salahaddin Kalesi Hapishanesi, özellikle 20. yüzyıl boyunca çok sayıda tanınmış kamu ve siyasi figürün hapsedildiği yer olarak ün kazanmıştır. Bu tarihî geçmiş, hapishanenin daha sonraki dönemde müzeye dönüştürülerek ziyaretçilere açılmasında önemli rol oynamıştır.
Hapishane, yaklaşık 50 metre uzunluğunda bir koridordan ve bu koridorun iki yanında yer alan çok sayıda hücreden oluşmaktadır. Hücreler doğu ve batı olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Hapishanede ayrıca mahkûmları itirafa zorlamak amacıyla kullanılan çeşitli işkence odaları da bulunmaktadır. Bu odalardaki uygulamalar, günümüzde balmumu heykeller kullanılarak canlandırılmıştır.
Hapishanenin en dikkat çekici bölümlerinden biri “Halkalar Odası” olarak bilinen işkence odasıdır. Fransız Lomian tarafından Kral Fuad döneminde, 1932 yılında tasarlanan bu oda, ünlü Fransız Bastille Hapishanesi’ndeki benzer bir bölümden esinlenilerek yapılmıştır.Bugün Hapishane Müzesi, Salahaddin Kalesi’ni ziyaret edenlerin kalenin yalnızca askerî ve mimari geçmişini değil, aynı zamanda Mısır’ın modern tarihindeki önemli dönemleri de daha yakından anlamalarına imkân tanıyan dikkat çekici bölümlerden biridir.
Salahaddin Eyyubi Kalesi'nin Önemi ve Konumu

Salahaddin Kalesi, tarih boyunca kahire'nin en önemli askeri ve yönetim merkezlerinden biri olmuş ve pek çok önemli tarihi olaya tanıklık etmiştir. Kalede bazı hükümdarlar tahta çıkarken, bazıları burada hayatını kaybetmiş; kaleden hareket eden ordular Haçlılara karşı mücadele etmek, Biladüşşam’ı yeniden ele geçirmek ve Kıbrıs’ın fethi gibi askerî seferlere çıkmıştır. Kale ayrıca Memlük Devleti’nin yıkılışına, Osmanlı hâkimiyetinin Mısır’da başlamasına ve Mehmed Ali Paşa yönetiminin kuruluşuna tanıklık etmiştir.
Günümüzde Kahire’nin tarihî mirasının en önemli simgelerinden biri olan Salahaddin Kalesi, geçmişten günümüze uzanan pek çok sırrı bünyesinde barındırmaktadır. Kale içerisinde yer alan tarihî yapılar, mimari eserler ve değerli koleksiyonlar, burayı yalnızca askerî bir yapı değil, aynı zamanda eşsiz bir kültür ve tarih hazinesi hâline getirmektedir.
Kale, Mukattam Dağı’nın kayalık bir yükseltisi üzerinde stratejik bir konumda yer almaktadır. İnşası, Sultan Selahaddin Eyyubi’nin emriyle başlatılmış ve çalışmaların denetimi ünlü komutan Bahaeddin Karakuş tarafından yürütülmüştür. Kale zamanla iki ana bölüme ayrılmıştır. Kuzey bölüm, “Hisar” veya “yönetim bölümü” olarak bilinmekte ve askerî garnizon olarak kullanılmaktaydı. Kuzey ve doğu yönlerinden güçlü surlarla çevrili olan bu bölümde yuvarlak ve kare planlı kuleler bulunmaktadır. Yuvarlak kuleler Sultan Selahaddin döneminde, kare planlı kuleler ise el-Melikü’l-Âdil döneminde inşa edilmiştir.
Kalenin güneybatı bölümü ise hükümdarın yönetim merkezi olarak kullanılan saraya ve valinin ikametgâhına ayrılmıştı. Bu bölümlerin farklı işlevleri, Salahaddin Kalesi’nin yalnızca bir savunma yapısı olmadığını; aynı zamanda Mısır’ın siyasi ve askerî yönetiminde merkezi bir rol üstlendiğini göstermektedir.
Salahaddin Kalesi'nin Mimarisi'nin Özellikleri

Salahaddin Kalesi'nin özgün Eyyubi tahkimatı, 10 metreye ulaşan surları ve yaklaşık 3 metre kalınlığındaki savunma duvarlarıyla Orta Çağ'ın güçlü askeri mimarisini gözler önüne serer. Yakın zamanda ziyarete açılan Ramla ve Haddad Kuleleri, mazgalları, savunma çıkmaları ve Kahire'yi koruyacak şekilde seçilmiş stratejik konumlarıyla kalenin savunma sistemini yakından keşfetme fırsatı sunar. Kalenin dikkat çeken savunma özellikleri arasında; Birden fazla savunma kapısı, yer altı geçitleri, yan ateş sağlayan yuvarlak kuleleri, özgün kireçtaşından inşa edilen yapılar, kırık hatlı giriş tasarımını yer almaktadır.
Salahaddin Kalesi ve Osmanlı İmparatorluğu Arasındaki İlişki

Memlûk Devleti'nin yıkılmasının ardından Salahaddin Eyyubi Kalesi, Osmanlı döneminde Mısır'ın yönetim merkezi olarak önemini korumuştur. Salahaddin Kalesi, Osmanlı döneminde de kahire'nin askeri ve idari önemini koruyan stratejik merkezlerden biri olmuştur. Osmanlıların Mısır'ı hakimiyeti altına almasından sonra kalede gerçekleştirilen değişiklikleri ve eklenen yapılan keşfederek kalenin Eyyubi döneminden Osmanlı dönemine uzanan tarihi gelişimine yakından tanık olabilirsiniz.
Salahaddin Eyyubi Kalesi'nin En Önemli Yapıları
Salahaddin Eyyubi Kalesi, tarihi camileri, müzeleri ve görkemli yapılarıyla Kahire'nin en önemli tarihi duraklarından biridir. Kale içerisinde Mehmed Ali Paşa Camii, Sultan en-Nasır Muhammed bin Kalavun Camii, Süleyman Paşa el-Hadim Camii ve çeşitli müzeleri gibi dikkat çekici yapılar yer almaktadır. Bu eşsiz yapılan keşfederek Mısır'ın Eyyubi, Memlûk ve Osmanlı dönemlerine uzanan zengin tarihine yakından tanık olacaksınız.

